Endüstri 4.0 Hayatımızı Nasıl Etkileyecek?

Endüstri 4.0 Hayatımızı Nasıl Etkileyecek?

19/12/2017 0 Yazar: Özlem KABUL

Ülkemizde uzun süredir konuşulan endüstri 4.0 kavramını yeterince biliyor muyuz? Kafalarda ‘acaba bu devrim ile fabrikaların yönetimi tamamen robotlara mı bırakılacak ve işsizlik artacak mı?’ gibi sorular dolaştığının farkındayız. Şimdi bu yazımızda endüstri 4.0’ü inceleyeceğiz.

Öncelikle endüstri 4.0 birden ortaya çıkmış bir kavram değildir. Geçmişine baktığımız zaman 18. yy İngiltere’sine gidiyoruz ve ilk olarak su ile buharın bir araya getirilmesiyle ortaya çıkan buharlı makinalar ile endüstri 1.0’e kapılar açıldığını görüyoruz. Daha sonrasında 1903 yılında Henry Ford seri üretim bandı kurdu ve Endüstri 2.0 başladı. Amerika’da işbölümüne ve elektrik enerjisine bağlı seri üretime geçilmesiyle birlikte refah seviyesi arttı. Genelde seçkin kesim için üretilen otomobiller daha sonra standartlaştırılarak halkın kullanımına da açılmıştır. Yine bu dönemde Taylorizmin yayılması sanayinin gelişmesine sağlayan etkenlerden birisi olmuştur. Bu dönem içerisinde dünya, telefon ve telgrafın icadına şahitlik etti.

Endüstri 3.0’e gelince, elektronik ile bilişimin bütünleşmiş bir şekilde kullanımını görüyoruz. İlk olarak 1969 yılında programlanabilir mantıksal denetleyici kullanıldı. Bu dönemde 1971yılında ilk mikro bilgisayar, sonrasında ise 1976 yılında Apple 1 piyasaya giriş yaptı.

Yıllar 2011’e geldiğinde ise dünyanın en büyük sanayi fuarı olan Hannover Messe’de, Endüstri 4.0’den bahsediliyordu. Bu fuardan sonra ise Alman hükümeti derhal bir hareket planı oluşturmak için, içerisinde Robert BoschGmbH ve Kagermann’ın da yer aldığı bir çalışma grubu oluşturdu. 8 Nisan 2013 yılında çalışma grubu Hannover Fuarı’nda hazırladıkları raporu sunmuş ve Alman hükümeti dördüncü sanayi devrimini tam anlamıyla başlatmıştır.

Henüz dünya bu kavrama tanıdık değilken Almanya gelecek yıllarda sanayilerini ve kendilerini dönüştürme planını çoktan yapmıştı. Almanya bununla da kalmayıp Yapay Zekâ Araştırma Merkezini kurdu. İçinde Siemens’in de yer aldığı yirmi endüstriyel araştırma ortağı, Kaiserslautern’de bir akıllı fabrika kurmuş ve ürünler ile imalat fabrikalarının nasıl haberleşeceklerini incelemişlerdir.

Endüstri 4.0 için hazırlanan ülkeler genel olarak kendini ‘inovasyon, esneklik ve verimlilik’ yönünde geliştirmeye ve değiştirmeye gitmiştir. Var olan sanayiyi daha iyi hale getirmek için ve ellerinde bulunan maddi kaynakları rekabet ortamında daha iyi değerlendirmek için buna ihtiyaçları vardı.

Daha sonra toplumda birliktelik giderek bölünmeye ve bireyselliğin ön plana çıkmaya başlamasıyla kişisel olan her şey değer kazandı. Bu nedenle her kesimden insana hitap edilmesi için, aynı üretim bandı üzerinden kişiselleştirilmiş ürünler akmaya başladı. Böylelikle dışarıdaki birçok insana hitap edebileceklerdi.

Verimlilik ise yaptıkları her şeyde en önemli olanıydı. Az maliyetle fazla verimlilik amaçlandı. Bunun için de fabrikalar dijitalleşecek, üretim hızlanacak,  maliyet düşecek ve insana bağlı hatalar ortadan kalkacaktı.

Bu fabrikalarda siber-fiziksel sistemler kullanılıyor. Bu sistemle makineler, gerçek fiziksel dünyanın sanal bir simülâsyonu oluşturuyor ve merkezi olmayan kararların verilmesinde yardım sağlıyor. Aynı zamanda nesnelerin interneti sayesinde de makineler internet üzerinden haberleşiyorlar. Mesela üretim ağında çıkan bir sorunda anından veriler taranıp hızlı bir şekilde karar verilebiliyor ve sorun kolaylıkla çözülebiliyor. Gerçek ile sanal arasındaki fark bu şekilde aşılmaya çalışılıyor.

Aslında nesnelerin birbiriyle iletişime geçmesi sadece fabrikalarda gördüğümüz bir şey değil. Günlük hayatımızda da kullandığımız telefonlar, indirdiğimiz uygulamalarla iletişime geçmesini biz sağlıyoruz.

Mesela Google’ın satın aldığı Nest ile, siz evde yokken Nest evin sıcaklığını ölçüyor. Uygulamanız evinize yerleştirdiğiniz Nest ile bütünleşmiş bir şekilde çalışıyor. Böylelikle telefonunuz ve uygulamanız sizin nerede olduğunuzdan haberdar oluyor. Veya bir uygulama indirirken birçok uygulamaya ve kişisel verilerimize erişmesi için izin veriyoruz. Bu şekilde hem bizimle hem de diğer uygulamalarla erişim ve iletişimini kurmuş oluyoruz. İşte telefonlarımıza kadar inen gelişim ve değişim iş olanağı tarafından baktığımızda makineleşmeye gittiğini görüyoruz. En küçük işi bile bir makinenin otomatik bir şekilde yapması akıllara işsizlik sorununu getiriyor.

Peki, her şeyi robotlara teslim edersek işsizlik artar mı?

Almanya, yaptıkları değişimin 2020 yılında istihdamın %6 oranında arttıracağını söylüyor. Gelişen ve değişen yaşam koşulları içerisinde, gelecekte henüz adını bilmediğimiz birçok meslek grubunun ortaya çıkacağı düşünülüyor. Endüstri 5’in az da olsa konuşulduğu bu dönemde insanların daha çok dijitale yönelmesinde, gelişime ayak uydurarak her birimizin yeteneklerini bu yönde geliştirmesinde büyük faydanın olacağı düşüncesindeyiz.

BU GÖNDERİYİ ARKADAŞLARINLA PAYLAŞMAK İSTER MİSİN?