Kadın Olmak



Öyle bir varlık düşün ki seni sen kadar iyi anlasın. Sen daha zihninde cümleleri nasıl toparlayacağını düşünürken, o senden önce senin ne düşündüğünü anlasın, sana çözüm yolları sunsun. Senin sihirli değneğin olsun, her dokunduğu yeri ilkbaharın gelişi gibi renklendirsin. O öyle bir varlık ki ayrıştırıcı değil, birleştirici olsun.

Bir puzzel düşünün ki saatlerce onu yapmaya çalışıyorsunuz. Parçalarını bulmaya, doğru parçaları doğru yere koymaya çalışıyorsunuz. Sonunda puzzel’de tek bir boşluğunuz kalıyor fakat başka parçanız kalmamış, kaybetmişsiniz.  Bütün uğraşınız boşa çıkmış.  Umudunuz kırılmış, harcadığınız emeğe yanmışsınız.  Peki böyle bir durumda ne hissederdiniz? O an tek isteğiniz o parçayı bulup yerine yerleştirmek ve resmi anlamlı kılmaktır değil mi?

İşte o varlık puzzeldaki son parça. Sizin saatlerce uğraşınızı anlamlandıracak tek şey. Gizli bir el… Bu kadar önemli bir varlık kendini nasıl yetersiz görebilir ki? Nasıl kendine güvenmez, kendine özgüveni olmaz. İşte bunun sebebi toplumun kadınlara karşı olan yanlış algılardır.

Toplum kadınları bazı streotiplere büründürmüştür. Kadınların genelde sözel zekasının çok kuvvetli olduğunu, erkeklerinse daha soyut, mekanik düşünebildikleri düşünülür.  Evet, bilimsel açıdan baktığımızda da bazı verilerin böyle gösterdiğini görebiliyoruz. Fakat bu genel bir bilgidir. Hangi erkek hangi kadına göre daha zeki ve daha soyut düşünür. İşte tüm bu algılar, aslında bu kadar mükemmel olan bir varlığın kendinin eksik görmesine ve iş dünyasında kendini yeterince göstermemesine neden olur.

Tüm sorun da burada başlar. Daha başlamadan önce adımlar geri geri gider, başlamadan biter her şey. Bir atasözünde der ki, “Emek olmadan aş olmaz.” Bu sözün doğruluğu tartışılmazdır. Peki böyle bir durumda iş dünyasında nasıl kendimizi göstermeliyiz? Burada kadına düşen görev her şeyden önce kendi duvarlarını yıkmak, kendisine olan önyargısını aşmaktır.  Kendi yetenekleri, kendi benliğiyle, güçlü iletişim becerileriyle, kendini iş dünyasının zirvesine yerleştirmektir.

Nasıl bir erkek yeteneklerini, zekasını, iş dünyasına taşıyabiliyorsa bir kadın da tüm benliğiyle kendini iş dünyasında gösterebilmelidir.  Ağır ağır atmalıdır adımlarını fakat sağlam basmalıdır. Derme çatma bir ev gibi bir fırtınada yıkılmamalıdır. Gelebilecek tehlikelere karşı hazırlıklı olmalı, önceden alternatif planları olmalıdır.

Aslında tüm mesele kadınlığını kabul etmektir

Kadın renktir, koruyucu melektir. Bazen bir eş, bazen bir annedir. Bazen bir destek, bazen doğru yolları bulmaktır.  Savaş değil barıştır, siyah değil beyazdır. Akıldan geçenleri okumaktır; kadınlık, iki işi aynı anda yapabilmektir.

Peki böylesine güzel yetenekleri olan bir varlığın sizce başarısız olması mümkün mü?

BU GÖNDERİYİ ARKADAŞLARINLA PAYLAŞMAK İSTER MİSİN?