Kurumsal Sosyal Sorumluluk

Kurumsal Sosyal Sorumluluk

13/12/2017 0 Yazar: Merve KOCA

Bu yazımızda kurumsal sosyal sorumluluk kavramının ne olduğunu ve kurumlar açısından  ne ifade ettiğini ayrıntılı bir şekilde anlatacağız.

Toplumlar, toplumsal beklentiler ve davranışlar, tarih boyunca yaşanan koşullara göre sürekli değişmektedir. Buna koşut olarak topluma karşı sorumlu olmak veya sorumlu davranmak anlayışı da toplum tarihi boyunca var olmakla birlikte, tarihin her döneminde farklı şekillerde uygulanmıştır.  Özellikle sanayi devriminden önceki dönemlerde dini değerler, toplumsal gelenek ve göreneklerle şekillenmiş olan sosyal sorumluk kavramı da sanayi devriminden sonra farklı bir boyut kazanmıştır.

Sanayi devrimiyle birlikte mal ve hizmet sağlayıcısı olarak ortaya çıkan kurumların ortaya çıkmalarından itibaren, yasalar ve topluma hâkim kurallar çerçevesinde hareket etmeleri, aynı zamanda makul ölçüde hayırseverlik faaliyetlerinde bulunmaları her zaman beklenmiştir. Fakat 1960’lı yılların sonlarına doğru toplumun kurumlardan beklentileri niteliksel anlamda değişiklikler göstermeye başlamıştır. Günümüzde bu beklentiler kırk yıl öncesine göre daha yüksek ve çeşitlidir.

Kurumlar açısından bu denli önem teşkil eden kurumsal sosyal sorumluluk kavramı, ilk olarak Howard Bowen’in 1953 ‘te yazdığı,  ”Social Responsibilities of the Businessman” adlı kitabında ortaya çıkmıştır. Howard Bowen,  iş adamlarının Amerikan toplumunda stratejik bir rol oynadığına vurgu yaparak, iş adamlarının eylem ve kararlarının sadece kendilerini değil; paydaşlarını, çalışanlarını, müşterilerini, kısaca hepimizin geleceğini ve yaşamını etkilediğini, bundan dolayı toplumun değerleriyle örtüşen sosyal sorumluluk faaliyetleriyle ilgilenmeleri gerektiğini savunmuştur.

Kurumsal sosyal sorumluk kavramının tanımını yapmamız gerekirse; kurumsal sosyal sorumluk, bireylerin ve yönetimlerin içinde yaşadıkları toplumun yaşam kalitesini iyileştirme ve sürdürülebilir bir dünya için bütün toplumla birlikte ekonomik, çevresel, kültürel ve sosyal gelişmeye destek verme sorumluluğu olarak tanımlanır.  Kurumların topluma karşı üstlendikleri sorumlulukları ifade eder.

Kurumsal sosyal sorumluluk kavramı, birey olarak varlıklı kişilere, iş adamlarına ya da şirket CEO’larına değil, kâr amaçlı örgütlere yani şirketlere ilişkindir. Bu şirketlerin büyük bir bölümü küreselleşmeyle sayıları artan, güçlenen ve etki alanları genişleyen çok uluslu şirketlerdir.

Kurumsal sosyal sorumluluk, temel olarak işletmelerin üretim ve faaliyetlerini çevre, toplum ve etkileşim içinde bulunduğu tüm paydaşlarını dikkate alarak yerine getirmesidir. Kurumsal sosyal sorumluluk kuruluşların insanları toplumu ya da çevreyi etkileyen eylemlerinden sorumlu tutulmaları gerektiği anlamına gelir. Sosyal sorumluluk, kuruluşların sadece üretim aşamasında değil bir ürünün son müşteriye ulaşmasından ve hatta kullanımından sonraki tüm aşamalarda meydana çıkabilecek zararlı faaliyetleri sınırlayan, örgütün faaliyette bulunduğu çevreyi koruma ve geliştirme konusundaki yükümlülükleridir.  Dünya Bankası raporunda, kurumsal sosyal sorumluluk,”İşletmelerin faaliyetlerini sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda gerçekleştirilmesi” olarak açıklanmaktadır.

Kurumsal sosyal sorumluluk, kurumların iş stratejilerine uyum sağlayan bir değeri ifade eder. Belirli bir sosyal konu hakkındaki farkındalığı ve ilgiyi arttırmak için özel olarak tasarlanmış iletişime yönelik çabalardır. Sosyal sorumluk uygulamaları kurumların toplumlara ve çevreye karşı geliştirdikleri  somut hareketleri gösterme fırsatını temsil ettiğinden dolayı kurumun kendisi tarafından ilan edilir. Kamuoyunun çeşitli yöntemlerle kurumsal sosyal sorumluluk etkinliklerinden  haberdar olmasının sağlanması, kurumsal sosyal sorumluluğun önemli bir unsurudur.

Kurumsal sosyal sorumluluk sadece finansal katkılarla değil, mal ve hizmet gibi finansal olmayan şekillerde de gerçekleştirilebilir.  Fakat bir kurumun doğrudan veya dolaylı etkileşim içinde olduğu veya olabileceği, herkese karşı sorumluluğunu ifade ettiği için, kurumların girişimleri geliştirip uygulamaya  koyarken  toplumun ihtiyaç ve beklentilerini göz önünde bulundurması gerekir. Kurumlar açısından bu durum sadece farkındalık ve ilgi yaratmak değil, toplumsal bir baskı beklemeksizin kurumsal sosyal sorumluluk bilincini kurum politikasıyla bütünleştirebilmek, ayrıca kamuoyunun inanılırlığını ve güvenini kazanabilmek için uzun vadeli ve devamlı olabilmektir.

Toplum yararının sağlanması kurumsal sosyal sorumluğun tek sonucu değildir. Kurumsal sosyal sorumluluk aynı zamanda daha fazla satış, daha çok müşteri, daha iyi personel ve daha iyi kurumsal imaj anlamına gelmektedir.  Dolayısıyla işletmelerin kurumsal imaj  oluşturmak ya da geliştirmek için sosyal sorumluluk faaliyetlerinde bulunmaları ve bu faaliyetlerin görünürlüğünü sağlamak için de halkla ilişkilerden yararlanmaları gerekmektedir. Çünkü  halkla ilişkiler, kuruluşun çıkarları ile çevrenin beklentilerini dengeleme görevini üstlenerek arabuluculuk işlevi görür. Bu nedenle sosyal sorumluluk projelerini geliştirirken halkla ilişkiler bölümünden yaralanmamız daha başarılı projelerin ortaya çıkmasını sağlayacaktır.

Kurumsal sosyal sorumluluk, şirketin üretici-satıcı rollerinin dışına çıkarak halkla buluşabileceği az sayıda ortamdan biri olduğu için, bir halkla ilişkiler faaliyeti olarak görülür. Kurumsal sosyal sorumluluk çok geniş kapsamlı bir konudur. Dolayısıyla işletmelerin faaliyette bulunabilecekleri birçok sorumluluk alanı vardır. Kurumsal sosyal sorumluk alanında işletmelerin paydaşları olan; tüketicilere, hissedarlara\ yatırımcılara, çalışanlarına, topluma, devlete, tedarikçilere, çevreye ve rakiplere karşı sorumlulukları vardır. İşletmelerin sosyal sorumluluk stratejilerini benimsemesi ve bunların hayata geçirilmesi yönetim kurullarının yetkisindedir.  Yönetim kurulları şirketlerin karlılığı ve itibarını arttıracaklarına, yatırımcıları inandırmak ve onların güvenini kazanmak zorundadır.

Kurumsal sosyal sorumluk projelerinin odaklandığı konular ülkeden ülkeye, kültürden kültüre ve kurumların sosyal paydaş gruplarına  göre farklılık gösterebilir. Önemli olan kurumun ihtiyaç duyulan bir alana yatırım yapmasıdır.

“Peki, kurumsal sosyal sorumluluk projeleri  kuruluşlara ne gibi faydalar sağlar?” derseniz; kuruluşların kendi sürdürülebilirliklerine katkıda bulunur. İyi bir sosyal çevre oluşturularak, işletmenin kamuoyunca benimsenmesi sağlanır. Toplumsal sorunların tartışılıp çözümlenmesinde görev alarak, işletmenin toplumun önemli bir parçası haline gelmesini sağlar. İtibar, kârda artış, müşteri sadakati, toplum nezdinde saygınlık, marka değeri oluşturma, nitelikli çalışanları cezbetme ve elde tutma, yeni pazarlara girmede kolaylık, verimlilik ve kalite artışına katkıda bulunur.

Dezavantajları

Tabii ki kurumsal sosyal sorumluk yüklenmenin kurumsal açısından faydaları  olduğu kadar riskleri de bulunmaktadır. Riskleri ise;  yapılan kampanyanın kurumun faaliyetlerinin önüne geçmesi, sosyal amaç ortaklarıyla iletişimin zaman kaybettirici olması, sosyal faaliyetler için yeni insan kaynağına ihtiyaç duyulması, teşvik faaliyetlerinin harcamaları, yapılan harcamaların takip edilmesinin ve değerlendirilmesinin zor ve pahalı olması, işletme sahibi veya yöneticilerinin sosyal konulara gereğinden fazla duyarlı davranmalarıyla örgütsel amaçlardan uzaklaşmaları, tüketicilerin kurumun içtenliğinden şüphe duyması, sosyal sorumluluk çalışmalarının kurum açısından riskleri olarak gösterilir. Ancak fayda-zarar karşılaştırmasında, kurumsal sosyal sorumluluğun faydalarının olası zararlarından fazla olması göz önünde bulundurulmalıdır.

Ülkemizde Kurumsal Sosyal Sorumluluk

Ülkemiz açısından bu faaliyet alanına baktığımızda, Türkiye’deki işletmelerin  hem kendi iş faaliyetlerini hem de toplumu geliştirebilmek ve toplum sorunlarına çözüm bulabilmek adına güçlü bir çaba sergilendiğini gözlemlemekteyiz. Bu çabalar sonucunda kuruluşlarımızın yaptığı başarılı kampanyalara örnekler verirsek; Turkcell’in ilköğretim çağındaki çocukları şiddet ve kötü alışkanlıklardan uzak tutmak, onları eğitim ve spor aktivitelerine yönlendirmek amacıyla yaptığı “Geleceğe Koşanlar” projesi, Yine Turkcell’in Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ile birlikte yaptığı, ailelerinin   maddi yetersizliği nedeniyle öğrenimlerine devam edemeyen kız çocuklarına eğitim verilmesini sağlayan “Kardelenler” projesi, Cnn Türk tarafından  organ bağışını teşvik etmek amacıyla yapılan “Hayat Bağışı” projesi, Opet tarafından Gelibolu Yarımadası’nın tarihi dokusunu korumak amacıyla yapılan “Tarihe Saygı” projesi.

Ülke olarak sosyal sorumluluk anlamında gelişmeye hâlâ ihtiyaç duymaktayız.  Daha başarılı projelerin çıkması temennisi ile.

BU GÖNDERİYİ ARKADAŞLARINLA PAYLAŞMAK İSTER MİSİN?