Öz şefkat

Öz şefkat

13/02/2018 0 Yazar: Özlem KABUL
Neden Kendimizi Sevmek Bu Kadar Zor?

Bir arkadaşımız üzüldüğünde, bir sınavı geçemediğinde veya bir işi tam olarak yapamadığında onun yanında oluyoruz değil mi?  Arkadaşlarımıza teselli vermek, yanındayım demek bizim için çoğu zaman kolay oluyor. Sırtını sıvazlarken arkadaşımızın, “aslında sınav gerçekten zordu, kendini bu kadar suçlamamalısın” demek, destek olmak bizim için o kadar da zor değil. Veya bir işi düzgün yapamamış bir kişiye kendini kötü hissetmemesi için elimizden geldiğince nazik ve kibar olmayı çalışırız değil mi? Çünkü tüm bunları bir başkasını iyi hissettirmek için yapıyoruz.

Peki, aynayı kendimize tuttuğumuz zaman kendimize ne diyoruz?

‘Yapamıyorsun, beceriksizsin. Herkesin geçtiği sınavda kaldın! Sakarsın da! Panik olup her şeyi karıştırmana ne demeli! Söylenmesi gereken şeyleri söyleyemiyorsun, kendini savunamıyorsun bile!’

İç sesimiz bizi en ağır şekilde eleştirirken zırhımız bir kenarda durur. Onun söylediği her şeyi kafamızı iki elimizin arasına almış ‘Haklı, ne diyebilirim ki’ diyerek tasdikleriz genelde. Çünkü biz bunları hak etmişizdir. Mükemmel bir birey değilizdir ve aynı zamanda hiçbir şeyi başaramıyoruzdur.

Bir dakika… Az önce bir başka bireyin kendini kötü hissetmemesi için çaba sarf eden ben değil miydim? Onun kırılmasını istemeyen, bak ben senin yanındayım diyen kişi nasıl olur da kendine bu kadar ağır sözleri sarf edebilir. Kendimize, içimizi parçalara bölecek kadar acımasız olabiliyorken bir başkasına nasıl yardım edebiliyoruz? Neden kendimizi sevmek, teselli etmek veya yanında olmak bu kadar zor?

Bir beden içerisinde hem şefkatli hem de acımasız olmak çok zor değil mi? Kendimize şefkat göstermek, motive etmek, telkin etmek o kadar zor ki, acımasız tarafımızı karşımıza alamıyoruz bile!

Peki, sizin yaptığınız kusurları bir başkası yapsaydı tepkiniz yine aynı mı olurdu?

Bir şeyi mükemmel yapmadığımız için kendimize kızan iç sesimiz bir insan olsaydı ve sizin yaptığınız, kusur olarak gördüğünüz her şeyi o yapsaydı ona ne derdiniz?

‘Evet, başaramıyorsun. Yeterince çalışmıyorsun, kaldı ki sen hiçbir şey de hak etmezsin!’ tüm bu sözlerine ona söyler miydiniz yoksa onu motive etmeye mi çalışırdınız? Eminim ki onu motive ederdiniz. Yapabilirsin derdiniz. Başarabilirsin. İnanırsan olmayacak bir şey yok. Bunları söylerdiniz değil mi? Hadi şimdi bir de bunları kendimize söyleyelim.

Mesela o içinizdeki korkan, kızan veya durgun olan sesiniz bir insan olsun. Yanında veya karşınızda otursun ve sizden bir yardım beklesin. Belki şu an bir yolunu bulamadı ve içinden çıkamadığı durumdan bir yardım arıyordur. Belki kendine çok kızgındır. Yapması gereken onca iş varken hâlâ oturuyordur. Sizden yardım istiyordur belki de. Üzgündür, kalbi kırılmıştır. Belki bir sürü cevabı olmasına rağmen susmuş ve kendini ezik hissetmiştir.

Elinizi sırtına koyup, “Bir çözüm yolu vardır. Şimdi eğer kendini toplarsan her şey düzelebilir. İnan” deyin ona. İçinizdeki sizi eleştiren o sese şefkat gösterin. Belki zor bir dönemden geçti ve kızgın ama o kızgınlığın altında yatan, saklanan bir korku var.  Bu korku sizi korumak isteyen, canınızın yanmasın diye kaba olan, aslında sizin iyiliğinizi isteyen bir eleştiri olarak iç sesimizde karşılığını buluyor.

Uzman Psikolog Zeynep Selvili Çarmıklı TedX Konuşmasında Bize Çok Güzel Bir Ders Verdi

Zeynep Selvili konuşma içersinde o kadar güzel ve insana o kadar iyi gelen bir egzersiz yaptı ki, çoğu seyirci ve daha sonrasında youtube’den izleyen izleyiciler gözyaşlarını tutmadı. Şimdi biz de bu egzersizi yapalım.

Öncelikle elinizi kalbinizin üstüne koyun. Belki ilk başta size tuhaf gelebilir ama kendiniz için, şefkat bekleyen ruhunuz için bu iyiliği kendinize yapın.

Ve düşünün ki bu el sizin değil de bir başkasına ait. Sizin tüm korkularınız, tüm endişelerinizi, yorgunluklarınızı bilen birine ait.  Anlayışlı, duyarlı, şefkatli birine. Siz ne yaparsanız yapın size sırtını çevirmeyecek birine ait. Şimdi o elin sahibi sizin bu zor zamanınıza ortalık ederken size ne söylemesini isterdiniz?

Şimdi belki uzun zamandır size söylenmesini istediğiniz şeyleri söyleyin. Belki yanında olduğunuzu belki hepsi geçecek deyin.

Kendinizin en yakın arkadaşı olup kendinize şefkat verin.

Şefkat Bizi Daha İyi Düşünme İmkânı Verir

Kendinizi sevin, en yakın arkadaşı olun. Korkularınızın esiri olup kendinizi acımasızca eleştirmek yerine kendinizi de tıpkı bir başkasına gösterdiğiniz şefkati gösterin. Sakinleşmeye çalışın. Kendinize şefkat göstermek sizi güzelliklere motive eder.

Kendinizi sakinleştirmek daha doğru düşünmenizi sağlar.

İnsanlarla olan ilişkileriniz artar.

Yaşamdan daha çok tat alırsınız.

Her şeyden önemlisi mutlu olursunuz.

Tüm bunları okuduktan sonra hâlâ kendinize şefkat vermek sizin için zorsa, sizi Zeynep Selvili’nin özşefkat adlı videolarını izlemenizi öneririz. Sizin en yakın arkadaşınızın kendiniz olduğunu bilerek, kalbinizin üzerine koyduğunuz elin sizi hiç bırakmayacağını bildiğiniz ve en önemlisi kendinize şefkat verebildiğiniz bir ömür dileriz. Tavsiye ettiğimiz videoyu bırakıyoruz. Kendinize iyi bakın.


BU GÖNDERİYİ ARKADAŞLARINLA PAYLAŞMAK İSTER MİSİN?