Siber Zorba Olma!

Siber Zorba Olma!

04/12/2017 0 Yazar: Özlem KABUL

Artan sosyal medya kullanımı ve herkesin kendinde gördüğü her şeyi eleştirme yetkisi, dijital ortamda siber zorbalığa kapılarını zorla açıyor. Bugün sosyal medya üzerinden her şeyi eleştiriyor ve bunu yaparken birçoğumuz haddimizi bilmiyoruz. Bir kişinin hayatını karartacak, onun tüm gününü mahvedecek şeyler yazıyor ve bunun için belki asla pişmanlık duymuyoruz. ‘Çünkü biz şaka yapıyoruz, o da her şeye alınmasın canım, bunda alınacak ne var? Ne var ki, bu basit bir yorum sadece!’ cevaplarımız fazlasıyla açık değil mi?

Nedense biz herkesin istediğimiz ölçüler içinde olmasını istiyor ama ışığı kendimize çevirdiğimizde istediğimiz özelliklerin belki birçoğuna sahip değiliz. Başka insanların hayatlarına kanalize yaşarken, kendi hayatımızın bir şekilde akıp gitmesine izin veriyoruz. Mesela biraz Youtube çöplüğünden bahsedelim;

Bu dönemde Youtube’da video çekebilmek için pek bir marifetimizin olmasına gerek yok. Bir kameramız ve internete erişimimiz varsa tüm donanım tamam oluyor. Bu yüzden de birçok kişi, küçük büyük fark etmeden, bazıları deneyimlerini bazıları ise yaşadıklarını aktarıyor. Kalite olayına girmeden söylemeliyim ki, eğer bunu yapan kişi mutluysa bu beni rahatsız etmez. Çünkü izleme tercihi bizimdir fakat video çekip bir şekilde bu ortamda var olmaya çalışan birine hakaret etmek, demoralize etmek, onu aşağı çekmek bizim haddimize değildir. Kimse ne benim ne de sizin güzellik algınıza, cinsel tercihlerinize, kültür seviyenize uymuyor diye hakarete maruz kalamaz. Sizin sadece eğlenmek amacıyla yazdığınız en ufak hakaret sözcüğü karşı tarafta büyük sıkıntılara neden oluyor.

“Empati!”Herkes kendisinin çok iyi empati yaptığını ve kendine yapılmasını istemediği şeyi başkasına yapmadığını söylüyor. Peki, kaçımız günlük hayatımızda bunu uyguluyor? Kaçımız yanımızdan geçen ve bizim görüşümüze göre ‘aykırı’ giyimli olan kişilere ters ters bakmıyoruz? İşte günlük hayatımızda yaptığımız bu zorbalık, sosyal medyada daha büyük bir şekilde ilerliyor.

Siber zorbalıktan en çok etkilenen kitle ise ergenlik çağındaki gençlerimiz. Çünkü dış çevreden kabul görmek istiyorlar. Beğenilme duygusu belki de en çok bu dönemde kendini gösteriyor. Onun için annesinin babasının ona, “güzelsin, yakışıklısın” demesi o kadar da önemli değil, onun için Instagram’a attığı fotoğrafa gelen yorum ve beğeniler çok daha kıymetli. Bu dönemden geçen bir gencin bir paylaşımının altına, dalga geçtiğinizi düşünüp yazdığınız her hakaret o kişinin ruhunu zedeliyor. Beğenilme duygusuna en çok ihtiyacı olan ergenlere bu zorbalık yine aynı yaş grubundaki gençler tarafından yapılıyor.

Dalga geçmek o kadar içimize işlemiş ki, bunu ‘daha eğlenceli’ hale getirmek için kelimeler bile türetir olmuşuz. Mesela ‘kezban.’ Neden birileri için bir kız Kezban olsun? Bir isme neden bu kadar kötü niyetli sıfatı sığdırıyoruz? Birilerinin yaşayış tarzı, konuşma şekli, giyimi bizi neden bu kadar ilgilendirir oldu? Beğenilmeyen kız kezban’dır, böyle bir algı nasıl oturdu? Nasıl buna izin verildi?

Sosyal Medyada ‘Siber Zorbalığa Karşı ‘Bilinçlenme Hareketi

Bu zorbalığa sessiz kalmayan Samsung ve Bilgi Teknolojiler ve İletişim Kurumu (BTK) işbirliğiyle ‘Siber Zorba Olma, #farkınavar’ hareketi başlattı. Yirmi pilot okulda çocuklara, gençlere ve ailelerine yıl boyunca teknolojinin kötü amaçlı kullanımına karşı farkındalık ve kişisel hakların korunması konusunda duyarlılık arttırmak amaçlı eğitim verilecek. Eğitimin yanı sıra, siber zorbalığa dikkat çekmek için 13 Aralık günü Samsung Türkiye ve BTK sosyal medya hesaplarını karartıp, “Siber Zorba Olma!” sloganını #farkinavarhashtag’i ile paylaşarak herkesi sosyal medyadaki bu hareketin bir parçası olmaya davet edecek.

Keşke köstek olmak yerine destek olmayı, hakaret etmek yerine eleştiriyi tercih etsek. Keşke kendimiz için istediğimiz özgürlüğü bir başkası içinde isteyebilsek. Bunları isteyelim çünkü hayat içerisinde zaten birçok şey zorken, başkalarının hayatlarında küçük siyah noktalar olmayalım. Onların yaptıklarını destekleyelim, düzeltilmesi gereken yerler varsa hakarete başvurmadan güzel bir dille söyleyelim. Ama zarar vermeyelim, bunun yerine onlara birer umut olalım. Çünkü bizim ettiğimiz hakaretler, bizim ön yargılarımız, bizim birilerini küçük düşürme isteğimiz, hedef aldığımız kişilerin hayatlarında olumsuzluklar zincirine bir yenisini ekliyor. Bizim birkaç saniye üzerinde dalga geçtiğimiz ve bunu sosyal ağlarda herkesin duymasını ve görmesini istediğimiz şeyler bir başkasının üzülmesine ve gelecekte ortaya çıkacak birçok psikolojik sorunun temelini oluşturuyor. Herkesin düşünmesi gerekiyor aslında ‘ben bir siber zorba mıyım?’ Belki de hiç umurumuzda olmadan yazdığımızı bir yorum, bir özel mesaj birilerinin canını yakıyor. Bu yüzden siber zorba olma ve bunun farkına var!

BU GÖNDERİYİ ARKADAŞLARINLA PAYLAŞMAK İSTER MİSİN?