İkinci Dünya Savaşı’nın ardından 1950’li yıllarda dünyanın bir diğer ucunda, Kore Savaşı’nın ortasında, kahraman bir Türk astsubayı ile savaşın en masum yüzlerinden bir Koreli çocuğun baba-kız olma hikâyesi… Ayla.

Ülkemizin “Yabancı dilde en iyi film Oscar adayı” filminin yönetmenlik koltuğunda Can Ulkay oturuyor. Ayla, kahraman Türk astsubayı Süleyman Dilbirliği’nin başından geçen gerçek olayları konu alıyor.

Süleyman (İsmail Hacıoğlu) Maraşlı olup, o dönemde İskenderun’da görev yapmaktadır, ülkemiz Güney Kore devletinin müttefiki olduğundan dolayı Güney Kore’ye destek amacıyla Kore’ye asker göndermeye başlar. Gerek daha önceki görevlerindeki başarılarıyla, gerek efendiliğinden ötürü, Süleyman Astsubayımız ve onun yoldaşı Marilyn Monroe aşığı Ali (Ali Atay) Astsubay da gönderilecek destek taburuna seçilir ve serüven başlar.

Süleyman, Kore’de sıcak çatışmaların, katliamların arasında elinden tutan herkesi kaybetmiş, karanlıkta kalmış bir Koreli küçük kız çocuğuna Türk askerinin şefkatli kucağını açar.
Gece ay ışığında onu bulduğundan ve ay gibi yüzü olmasından mütevellit ona Ayla ismini verir ve hiç kopmayacak bağ atılır o gecede ikisinin arasına.

Tüm olumsuzlukların ortasında ne Ayla Süleyman’ın peşinden ayrılır, ne Süleyman Ayla’nın elini bir an olsun bırakır. Ayla, Süleyman babasıyla hayata yeniden doğar, her şeyi Süleyman’la öğrenir. Artık onlar baba-kız olmuşlardır.

Filmimizin son kısımlarına gittiğimiz zaman savaş artık hafiflemiştir ve Süleyman ve taburunun Türkiye’ye geri dönme vakti gelmiştir. Süleyman ne kadar “Ayla’sız dönmem” deyip taburundan ayrı savaşta gönüllü devam etse de bir süre sonra artık emirlere karşı gelemez, Ayla’sından ağlayarak ayrılır ve ona İstanbul’da, Ayla’sız altmış yıl gözükmüştür.

Süleyman ve karısı o zamanın şartlarında ne kadar arayıp sorsalar da bulunamamıştır Ayla. Altmış yıl azap gibi geçmiştir Süleyman için. Ta ki altmış yıl sonra Süleyman Astsubayın hayat hikâyesini konu alan belgesel ekibinin Güney Kore’ye gidip, Ayla’yı bulmasına kadar.

Süleyman ve Ayla 60 yıl aradan sonra Kore’de, Ankara Parkı’nda bir daha hiç ayrılmamak üzere bir araya gelir.

Film bize savaşın ortasında sevginin her şeyin önüne geçebildiğini ve yılların eskitemediği bir sadakati anlatıyor, gerçekten duyguları harekete geçirici ve gözyaşlarına hâkim olamayan arkadaşların peçeteleriyle gitmeleri gereken bir film. Emin olun Oscar adayı filmimizde bizim anlattıklarımdan çok daha fazlasını bulacaksınız ve pişman olmayacaksınız.

27 Ekim’de gösterime giren filmi 4 haftada yaklaşık 2,5 milyon kişi seyretti.

Biz de NetBiHal ekibi olarak Ayla filminin yapımında emeği geçen herkese teşekkür ediyor, Oscar yolunda başarılar diliyoruz.

BU GÖNDERİYİ ARKADAŞLARINLA PAYLAŞMAK İSTER MİSİN?