Kadir Şeker Davası Öncesi İki Baba Kendi Oğlunu Savundu

0
234
Bu içeriği paylaşmak ister misin? 👇

Konya’da üniversite sınavlarına hazırlanan 20 yaşındaki genç Kadir Şeker, kütüphaneden çıkıp teyzesine doğru hareket ederken, parkta şiddet gördüğünü fark ettiği bir kadını kurtarmak istedi. Saldırgan, Kadir Şeker’e de şiddet göstermeye başlayınca Şeker’in kendisini korumak için çıkarttığı bıçak boğuşma esnasında, eşine şiddet gösteren Özgür Duran’ın kalbine saplandı ve Duran olay yerinde hayatını kaybetti. Kadir Şeker’in babası, “Olay ailemizi yıktı” derken, ölen Özgür Duran’ın babası ise, Tek bıçak neden kalbe” diye karşı çıktı. Hukukçular ise Kadir Şeker’in cinayetten mi meşru müdafaadan mı yargılanacağını tartışıyor.

Konya’da üniversite sınavlarına hazırlanmakta olan 20 yaşındaki Kadir Şeker, parkta şiddet gören bir kadını kurtarmaya çalıştığı esnada saldırganla arasında arbede çıktı. Kadına şiddet gösteren Özgür Duran’ın, boğuşma sırasında bıçağıyla ölümüne neden olan Kadir Şeker tutuklandı. Kadir Şeker’e çoğunluğu sosyal medya aracılığıyla olmak üzere tüm ülkeden destek yağdı.

Kadir Şeker’in babası Cengiz Şeker, Kadir’in en son iki hafta önce anneannesinin cenazesi için köye geldiğini anlatarak, “Bu olay yıktı bıraktı bizi. Hiç aklımızdan geçmezdi. Kadir cok iyi niyetliydi. O an kadının feryatlarını duyunca çekip gidememiş. Adama ‘abi’ diye de hitap etmiş ama sonu iyi gelmiyor. Ne o adamı tanırız ne de ailesini. Kadir kristal gibi bir çocuk. Yalanı da olmaz. Keşke olmasaydı ama olmuş. Keşke kadınlara şiddet olmasa, televizyonlarda şiddet dizileri olmasa, insanların canı yanmasa, gençlik harcanmasa… Adaletin tecellisini bekliyoruz. Kadir’in masum olduğuna, hiçbir kötülük kastı olmadığına inanıyoruz” dedi.

‘ERKEN EVE GİT’

Kadir’in annesi Zeliha Şeker ise, oğlunu karakoldan hastaneye götürülürken gördü, aralarında geçenleri şöyle anlattı:

“Biz köydeydik. Gittiği dershane ve ders çalıştığı kütüphane teyzesinin evinden uzaktaydı. Kütüphanede geç saatlere kadar çalışıyordu. Gideceği yol uzaktı. Başına bir şey gelir diye endişe ediyorduk. Teyzesi de ben de o eve gelmeden uyumazdık. O gün çok rüzgâr vardı. Telefonda konuştuk. ‘Yavrum çok bekleme, erkenden eve git’ dedim. “Tamam’ dedi. Parası bitmiş, onu konuştuk. ‘Sen teyzenden al, ben yakında geleceğim’ dedim. Saat 9 gibi olay olmuş. Ben köydeyim. Konya’daki kardeşim buradaki ablamı aramış. ‘Kadir’in başına büyük bir iş geldi, annesi çabuk gelsin’ demiş. Ablam da bana haber verdi. Kalktık gittik. Rüyamda görsem ‘Bu nasıl rüya’ derdim. Çocuklarımızı okutmak için didindik hep.

“BİR DAKİKA”

Biz geldiğimizde karakola götürmüşler. Polisler (hastaneye götürülürken) halime acıdı. Bir dakikalığına görebildim. Sanıldım yavruma. Yaprak gibi titredi. Ben de titredim. Bir gün de sararmış solmuş. Konuşmadık. ’Üzülme anne’ dedi. Çok destek alıyoruz. Herkesten Allah razı olsun. Adalet yerini bulacak inşallah.”

ÖZGÜR DURAN’IN BABASI: NEDEN KALBİNE?

32 yaşındaki Özgür Duran’ın babası 52 yaşındaki Cengiz Duran, “Kadir, olay yerine elinde bıçakla gelmiş. Tek darbe neden kalbine? Bacağına, karnına, koluna değil de neden kalbine? Hukuk mücadelemizi sonuna kadar vereceğiz. Bu davanın takipçisiyiz” dedi.

Cengiz Duran, “Kadir 20, benim oğlum 32 yaşındaydı. Kadir tıp öğrencisi olacakmış, hayalleri varmış. Benim oğlumun hayattan beklentisi yoktu. Sadece kardeşi Niyazi Remzi Duran’ı futbolcu yapmak istiyordu. Sosyal medyada Kadir ‘kahraman’ ilan edildi. Ellerinden gelse oğlumu mezardan çıkarıp cezaevine koyacaklar. Bunlar hiç evlat acısı çekmemişler. Vicdan, merhamet kalmamış. Bu olay komple tesadüf. Kadir, olay yerine elinde bıçakla gelmiş. Tek darbe neden kalbine? Bacağına, karnına, koluna değil de neden kalbine? Tıp öğrencisinin elinde kalem olması lazım, bıçak mı olması lazım? Benim oğlum her yerde ‘terörist’ ilan edildi. Oğlumun 19 suç kaydı varmış. Buna devlet karar verir, millet veremez ki” diye konuştu.

Cengiz Duran, “Oğlum eşi ile tartışıyormuş. Kadir Şeker yanlarına gelmiş, ‘Kadına neden eziyet ediyorsun’ demiş. Kadın da ‘O benim eşim, tartışıyoruz’ demiş. O an da bıçağı çıkarmış. Oğlum da alkollüymüş, ‘Buradan git. O benim hanımım oluyor’ demiş. Çocukla ufak bir boğuşma oluyor. Boğuşma anında kalbine bıçak geliyor. Hukuk mücadelemizi sonuna kadar vereceğiz. Bu davanın takipçisiyiz” dedi.

CİNAYET Mİ MEŞRU MÜDAFAA MI? 

Kadir Şeker’in tutuksuz yargılanması için başlatılan imza kampanyası 65 bine ulaştı. Asıl soru ise: Cinayetten mi meşru müdafaadan mı yargılanacak? Hürriyet gazetesinden Fulya Soybaş’ın haberinde görüşlerine yer verdiği hukukçular bunu tartıştı…

“MEŞRU MÜDAFAA OLMAZ”

Avukat Usame Ceran, dosyayı incelemeden net bir yorum yapmaktan kaçınırken, “Ayşe D.’nin ifadesine göre maktulün elinden kurtulduktan sonra, yani illiyet bağı kesildikten sonra Kadir Şeker maktulle boğuşmaya devam ediyor. Burada 3. kişi lehine meşru müdafaadan bahsedilemez. Kendi adına meşru müdafaa gündeme gelebilir. Salt verdiği ifadeye bakarak hüküm verilecek olsaydı neredeyse ülkede yargılanan tüm sanıklar beraat ederdi” diyor.

‘TWİTTER CEZA MAHKEMESİ’

Kadir Şeker neye göre ceza alacak? Olay meşru müdafaa olarak değerlendirilirse, önce meşru müdafaa sınırı aşıldı mı ona bakılacak. Sınır aşılmışsa mazur görülebilecek bir “heyecan, korku veya telaş’ var mı, o değerlendirilecek. Kanaat olduğu yönündeyse ceza almayacak, değilse alacak. Eğer cebinden çıkardığı bıçak arbede sonucu maktulun kalbine saplandıysa bu kez de ‘taksirle öldürme’ gündeme gelecek. Avukat Ceran şöyle örneklendiriyor: “İri yarı, güçlü ama bıçaksız bir saldırganın boğazınızı sıkarak sizi nefessiz bırakmasından kaçarak kurtulma ihtimaliniz yok diyelim, bu meşru müdafaadır. Burada bıçak, saldırıya karşı orantılı bir araç. Ama ‘bıçağı kalbine saplayarak öldürmeniz’ meşru müdafaa sınırının aşılmasıdır. Çünkü öldürerek saldırıyı defetmek akla gelebilecek ve başvurulabilecek son yoldur” diyor. Bir tepkisi de sosyal medyaya. “Dosya görmeden, temel hukuk bilgisine dahi sahip olmadan ‘Twitter ceza mahkemeleri’nde yargılamalar yapılır, hükümler verilir oldu. Olayın iç yüzünü henüz bilmiyoruz. Daha kamera kayıtları incelenecek, tanık ifadelerine başvurulacak. Yorum yapanlar neye göre bu yorumları yapıyor? Bir hukukçu olarak anlamakta güçlük çekiyorum” diyor.

“KADINA UYGULANAN ŞiDDET”

Feminist Avukat Hülya Gülbahar da diğer hukukçular ile aynı görüşte: “Dosyayı incelemeden yorum yapmak çok zor. Ancak kanaati olayın meşru müdafaa olduğu yönünde. Gülbahar,  “Türk Ceza Kanunu’na göre suçu gören, herkesin ‘o’ suçu önleme yetkisi ve görevi var. Hiç kimse suç söz konusu ise yürüyüp gidemez” diyor. Gülbahar, “Vatandaşların emniyet güçleri gibi saldırganı yakalama hakkı vardır” derken, konunun bu yönünün gündeme gelmemesine öfkeli. “Kadına karşı şiddet gibi toplumsal sorun karşısında duyarsız kalmayan vatandaşların gereksiz ve uzun tutukluluk ile mağdur edilmesi, TCK’ya aykırı” diyor. Şeker’in tutukluluk halinin devamının vatandaşın suça müdahale hakkını kullanması konusunda olumsuz etki yaratacağını düşünüyor.

“TUTUKSUZ YARGILANMALI”

Avukat Ceren Sarman’a göre Kadir Şeker ‘tutuksuz yargılanmalı. “Eğer Kadir Şeker yetişmeseydi kadın dövülerek öldürülebilirdi. Bu bıçakla yaralamayla eşdeğerdir” diyor. İşin asıl boyutu ise kadın cinayetlerinin son 10 yılda artarak devam etmesinde saklı. “O kadar fazla kadın cinayeti işleniyor ki, özellikle de sokakta… Boğazı kesilerek öldürülen Emine Bulut’u hatırlayın. İnsanlar seyirci kaldı. Kimse elini taşın altına koymadı. Bu noktada ‘vicdan’ sorgulanamaz. Meşru müdafaa ile haksız tahrik arasında ince bir çizgi var” diyor Avukat Şarman. Kendisinin fikri, Kadir Şeker’in ‘adam öldürme değil ‘kadını koruma’ amacıyla bu eylemi gerçekleştirdiği yönünde.

“MAĞDURLA EMPATİ”

Avukat Duygu Delibaş’a göre hukukta en önemli kavram ‘orantı’. Kadına şiddete karşı olduğunun altını çizerken “Ancak” diyerek parantez açıyor: “Bu olayı bu kadar masum görüp desteklersek maalesef emsal teşkil edecek bir karar çıkabilir. Mafya dizilerine bakın! Zaten gençler buna meyilli. ‘Kendini korumak adına herkes bıçak taşımaya, kendi adaletini kendi sağlamaya kalkarsa ne olur?” Delibaş “Silahsız birine bıçak, hele ki sustalı bir bıçak çekemezsiniz” derken “Yapılması gereken polisi aramaktı” diye ekliyor. Delibaş’a göre empati sanık ile değil mağdur ile kurulur: “Ölen adamın sabıkalarına vurgu yapılıyor. Sabıkalı diye ölümü hak mı etti?”

“TEK YOL O BIÇAĞI SAPLAMAK MIYDI?”

Görgü tanıkları ve sanığın ifadesine göre, Kadir Şeker ‘şiddete tepki vermek üzere olaya yöneldi. Sonrasında ne olduğu ise belirsizliğini koruyor. Zaten kafa karışıklığı da bu noktada başlıyor. Eylemin tam olarak yasadaki karşılığını bulmak için ‘gerçekte’ ne olduğunu bilmeye ihtiyacımız var diyen avukat Tuba Torun söyle devam ediyor: “Şiddet uygulayan kişi öfkesini Kadir’e yöneltip onu boğmaya mı çalıştı? Yoksa ‘Git işine’ dedikten sonra Kadir konuyu kişiselleştirdi mi? Boğulmaktan kurtulmanın tek yolu o bıçağı saplamak mıydı? Bıçak taşımasının geçerli sebepleri var mıydı? Kadir çaresizlikle bıçağı sapladıysa meşru müdafaa gündeme gelebilir. Beraat söz konusu olur. Fakat taksirle insan öldürme de olası” diyor. Yani, Kadir’in alacağı ceza detaylara bağlı.

‘SİDDETE KARŞI TEPKİSİZLİĞE’ İSYAN

Kadir Şeker ‘görüldüğü kadarıyla’ iyi bir insan. Fen lisesi mezunu. Tıp fakültesine hazırlanıyor. Suça meyilli biri değil gibi. ‘Olumlu’ bir ön yargı yarattığı kesin. Belki de bu yüzden cezalandırılmaması, serbest bırakılması yönünde ciddi bir tepki var. “Ama” diyor Torun, “Hukuk anlık gelişen toplumsal tepkiyle yönlendirilebilecek bir alan değil.” Yani, dosya incelenmeden, deliller toparlanmadan hukuki bir çıkarımda bulunmak, yargı üzerinde baskı kurmak yanlış. Şöyle devam ediyor: “Önemli bir kesimin Kadir Şeker’i korumaya çalışması, toplumun kadına yönelik şiddete karşı bir çığlığıdır. Şiddete karşı tepkisizliğe isyanıdır. Konuya bu açıdan bakıp, sistemsel ve doğru politikalar geliştirmek doğru bir tutum olacaktır.”

Bu içeriği paylaşmak ister misin? 👇

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz