İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Suriye’de Türkmenler Neden Ayaklandı? – 1

Suriye’de demokrasi tabanlı başlayan iç karışıklıklar, çok uluslu bir savaşa evrilirken ülkemiz en uzun kara sınır komşumuza bazen uzaktan, lüzum halinde bizatihi müdâhil olması herkesin malûmu.

Bu yazının konusu, “Türkiye’nin Suriye Meselesi” konusundaki rolü veya “Türkiye’nin Suriye’ye Düzenlediği Haraketlerin Sebep-Sonuç İncelemesi” değil. Afrin, Zeytindalı, Barış Pınarı Harekatı konularını alanının uzmanları anlatır. Bu yazının konusu Suriye’deki hadiselerin başlangıcında Türkmenler neden rejime/nizama/yönetime baş kaldırıp silaha sarıldı? Suriye’de Türkmenler Neden Ayaklandı? Gerçi bu konuda da yayınlanmış binlerce yazı, konuşulmuş saatlerce açık oturum var . Ekranlarda ve gazetelerde tonlarca söz sarf edildi ama ne yazık ki bir çoğu, manşet cümle sarf ederek 15 dakikalık şöhret peşinde koşan tiplerin ağzından/kaleminden döküldü.

Uluslararası ilişkilerimizin yüksek önem arz ettiği konular savaş zamanında sahaya adım atmamış, olayın röntgenini çekmemiş insanlar tarafından da konuşuldu.

Bu yazıda tüm bu laf kalabalığından ziyade farklı bir bakış açısı sunmaya gayret edeceğim.

Sıcak Savaş Gözlemleri

Tarih boyunca ayrılıkçı, bölücü olmayan; devlet kavramına saygı hususuna töresinde yer veren bir halkı , bayrağı altında yaşadıkları bayrağa karşı kalkışmaya götüren hadiseler nerede başladı?

2013-2015 yılları arasında sık aralıklarla Suriye’de bulundum.Rejim kontrolü altındaki Lazkiye kırsalında da çekim yaptım. IŞID tehditi altında Çobanbey, Azez,Mümbiç, Süleymanşah Türbesi Mevkii, Cerablus’tan Halep ve ilerisine kadar çizebileceğimiz geniş bir yay içinde haber yaptım. Dönemin ilk kapsamlı çalışmalarından biri kabul edilen ve yabancı bir TV kanalında 2 bölüm yayınlanan Türkmen belgeselini arkamda ana akım medyanın hiçbir unsuru olmadığı halde çektim.  O günler henüz at izinin it izine karışmadığı , Türkmen davasının kirletilmediği zamanlardı.Bir kısmı halen komutanlık vazifesine devam eden isimlerle yaptığım görüşmeler ve gözlemlerim sonucunda bu yazıyı yazıyorum ama hiçbirinin ismine yer vermeyeceğim. Zira isimler, algı operasyonunda her zaman ilk hedeftir ve bugün halen çatışma halinde olduklarını bildiğim için onların güvenliğini riske etmek istemiyorum.

Sahaya indiğimde savaşçıların ve sivil halkın yoğun sevgisi , yüksek muhafazası altında çalıştım. IŞİD (DAEŞ)  beni rus ajanı zannedip peşime doçka yüklü araç ve iki  araba militan taktığı zaman; askeri kamplarında bana tahsis ettikleri çadırda, çadırımın etrafında dört korumayla  namusuma zerre ziyan gelmeden kaldığım Türkmen savaşçılar usta manevralarla beni güvenli bölgeye taşıdılar. Hepsinin ortak derdi ,”Ebru Hanım bizim derdimizi Dünya’ya anlat” oldu. Halep’te  Şebbiha’ların (suriye askerine , muhalifler tarafından verilen lakap) küfürlerini duyacak kadar cephede sıcak ateş ortasında kaldığımda , canımı muhafaza ederek çekimlerime devam etmemi sağlayan insanlardan bahsediyorum.

Devam edecek…

 

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir