Suriye’de Türkmenler Neden Ayaklandı? – 2

0
2224
Suriye'de Türkmenler Neden Ayaklandı? - 2
Suriye'de Türkmenler Neden Ayaklandı? - 2
Bu içeriği paylaşmak ister misin? 👇

Sahaya indiğimde ilk sorum; “Neden?” oldu. Bana bir yer gösterdiler, dediler ki “Bak Ebru Hanım, şurası filanca yer. Bu bölgede Albay Dönemi’nde (Hafız Esad) yıllarca PKK kampları vardı, halen de var. Bak Ebru Hanım zorladılar ki biz Türklüğümüzü unutalım. El-Muhaberat’ın (Suriye İstihbarat Teşkilatı) Türkler Dosyası’nda bizden terörist diye bahsediyor. Türk olarak varlığımızı korumak istedik diye hapis yattık, işkence gördük. Beni Türkçülük davasından hapse attıklarında sırtımın derisini bıçakla çizip tuz bastılar, ayak tabanlarımın derisini soyup çakıl taşlarında tüfek dipçikleriyle vura vura yürüttüler. Bizi yok saydılar, milliyet kökenli parti kurulamaz dediler , siyasi varlık göstermemizi engellediler. Dilimizi konuşturmadılar. Dinimizle alay ettiler. Şebbihaların gözü ailelerimizin ırzında namusunda oldu. PKK’ya kucak açan bu devlet tarafından yıllardır sistematik olarak asimile edilmeye çalışıyoruz. Ne yapsaydık?”

Sordum ki “Ne istiyorsunuz, bağımsızlık mı ?” Dediler ki “Suriye’nin toprak bütünlüğünü bozmak istemiyoruz, Katil Esed yönetimi bıraksın ve biz Türkler olarak siyaset yapabilelim.Varlığımızı, soyumuzu, dinimizi yok saymasınlar, inkar etmemizi beklemesinler. Biz bu silaha sarılmamak için çok yol denedik. Hama’da , Humus’ta olaylar başladığında çıkıp şebbihalara halka vur emri vereceğine demokratik talepleri dinleyip özgürlük alanı açsaydı bu aşamalara gelmeyi biz ister miydik?”

Hama ve Humus’ta Başlayan Özgürlük Yürüyüşleri

Türkmenler için olayın fitilini ateşleyen olayı sorduğumda anlattıklarını anlatıp susacağım. “İki delikanlı, duvara -Esad git artık- yazmış. Rejim askerleri o gençleri göz altına aldılar. Birkaç gün bekledik , haber yok. Burada göz altına giren Türkün başına neler geldiğini bildiğimiz için tedirgindik. Çocuklarını ailesi gözaltı bürosuna gittiklerinde, aile içindeki yaşlıların başlıklarını alıp yere çaldılar ve dediler ki: “O çocukları unutun, çocuk istiyorsanız karılarınızı bize getirin de size çocuk verelim.” Bu sözler bizim öfkemizi patlatan son damla oldu. Yaşlıların dini başlıklarının alınıp yere çalınması, namusumuzu kirletti. Kadınlarımıza duyduğumuz hakaret gururumuzu incitti. Biz artık nasıl dursaydık?”

Suriye Savaşı’nda Gözden Kaçan Detaylar

Kamuoyunda büyük bilgi kirliliği var. Birileri diyor ki; terör destekleyici ülkeler, Suriye’deki ayrılıkçı gruplara silah yardımı yapıyor. Yalnız nizama karşı değil, “Acilciler” diye bilinen THKP-C grubuna,  İran Devrim Muhafızlarına, havada Rus savaş uçaklarına karşı; Halep’te mutfak tüplerinden yaptıkları bombalarla savaşmaya çalışan, yağmurda ıslanan mermileri kurutmaya çalışırken yaralanan, kuşatma altında açlıktan kaplumbağa yemeye çalışan savaşçılar gördüm. Günün tek öğünü olan bir su bardağı mercimek çorbasını bana ikram ederek aç açına savaşmaya gidenleri gördüm. Hem de savaştan önce ayakkabı tamircisi olan biri. Profesyonel savaşçı değil, evini, kimliğini korumaya çalışan aile babalarından müteşekkil adamların ölüm makinasına dönüşmeden savaştıklarını gördüm. Bir diğer sorum “Kimyasal silah kullanıyor musunuz?” oldu. Sosyal medyada Türkmenlerin kimyasal gaz kullandığına dair yayılan videoların rejim kurgusu olduğunu ispatladılar.

O dönem Türkiye’ye sığınan, kamplara aileleriyle yerleşen eli silah tutacak gençleri cepheye teşvik etmek için yaptıkları propaganda çalışmalarını paylaştılar.

Son söz: “Bizim sesimizi duyursun, hakkımızı korusun diye aramızdan seçip Türkiye’ye yolladığımız sözde siyasetçiler kendi zevklerine düştüler. Artık cepheye inemezler. Bizi sırtımızdan vuran çok.”

Silah altında canından vazgeçmiş birinden duymayı isteyeceğiniz son söz.

Bu içeriği paylaşmak ister misin? 👇

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz