Taxi Driver / Taksi Şoförü (1976)

Süre:1s 55dk

Yönetmen:Martin Scorsese

Oyuncular: Robert De Niro, Jodie Foster, Harvey Keitel..

           Paul Schrader’ın 100 küsur sayfalık o muazzam “Taksi Şoförü” senaryosu (daha sonra bazı draft’ları ve nihai yapım senaryosu olmasına rağmen) 1972 tarihli. Bugün Martin Scorsese’den önce filmi çekmesi için Brian De Palma’nın düşünüldüğünü biliyoruz. Sene 1974. Filmin hazırlıklarına 1974 yılının sonlarında başlanıyor ve Scorsese o sıralar “Baba 2”de.1975 yılında, “Taksi Şoförü”nün çekim tarihleri netleştirileceği ve yapım planlamaları yapılacağı sırada Robert De Niro “Baba 2”deki Don Vito Corleone rolüyle, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscarı’nı kazanıyor ve bir gecede A sınıfı oyuncu kategorisine geçiveriyor. Ama Martin Scorsese’ye söz verdiği için daha önce anlaşmış oldukları paraya filmde oynamayı kabul ediyor ve böylelikle sinema tarihinin en iyi performanslarından birinin de tohumları ekilmiş oluyor. Çekimler 1975 yılının ikinci yarısında başlıyor, stüdyonun baskılarıyla cebelleşen Scorsese kurgu masasında uzunca bir süre geçiriyor, filmin “X” rating’i almaması için debeleniyor (kanlı finaldeki bazı kurgusal devamlılık hatalarının sebebi o) ve film 1976 yılının Şubat ayında yayınlanıyor.

1976’da gösterime girdiği ilk günlerde eleştirmenleri ikiye bölüyor. Kimisi filmi anında bir başyapıt olarak selamlarken (mesela Roger Ebert), kimisi de faşist ve barbarca buluyor. Ve sıklıkla, dönemine göre, aşırı derecede şiddet içeren öğeleri nedeniyle Clint Eastwood’lu “Kirli Harry 1971” ve “Kirli Harry 2” gibi “vigilante”/intikamcı filmleriyle aynı statüde değerlendiriliyor ve sanatsal anlamda sinemaya getirdiği dinamizm, sarsıcı planlar ve muazzam renk çalışması başta olmak üzere, şahsi izolasyonu ve tek tek kapanan çıkış yollarıyla deliliğe sürüklenen Vietnam gazisinin yaşadığı travmayı anlatan politik alt-metni, yaratıcı müzikleri, dört dörtlük oyunculukları, usta-işi senaryosu, çarpıcı kurgusu kısacası çoğu öğesi, maalesef ödül törenlerinde yeterince ilgi bulmuyor.  “R” sınıfı olarak derecelendirilmiş olmasına rağmen seyirci tarafından büyük teveccüh gören “Taksi Şoförü” çok büyük bir gişe geliri elde ettiği için yavaş yavaş ilk başlarda filmi pek beğenmeyen eleştirmenlerin de filme bir şans daha vermesine neden oluyor. Bugün ise başyapıt olduğu konusunda büyük bir konsensüs var.

Film, aslında pek çoğunuzun bildiği ve adından da anlaşılacağı üzere bir taksi şoförünün yaşamından kısa bir kesit sunuyor fakat o kişi hakkında pek çok şeyi anlatıyor. Ailesini geride bırakıp yalnız yaşamaya alışmış Travis (Robert De Niro), önceleri seçim bürosunda çalışan Betsy’ye (Cybill Shepherd) tutulur. Ondan istediği yanıtı alamayan Travis, aslında Cybill’in de bir nevi katkısıyla, New York’taki pislikleri kendi kendine ortadan kaldırmayı amaçlar. Bunun için çeşitli silahlar edinir, kendince mekanizmalar geliştirir. Taksi şoförlüğü yaptığı sırada gözüne kestirdiği 12 yaşındaki fahişe Iris (Jodie Foster) ise Travis’in amacına hizmet edecek malzemeyi verecektir.




Tamamen siyah bir fon üzerine kırmızı ve sert bir punto ile dağıtımcı firmanın yazısı çıkar.Bu sırada derinden bir müzik gelmektedir.  Firmanın isminden sonra büyük harfler ile “Robert De Niro” yazısı gelir. Yazı yine kırmızı ve sert bir punto ile yazılmıştır. Kadrajın ortasında değil hafif bir şekilde aşağılara yazılmıştır. Sonra müzik ritmini değiştirir ve filmin ilk karesi kadraja girer. Sisli bir görünüm vardır. Müzikteki ritmin artması ile birlikte bu sisli görünümün arkasından alt açı ile kahramanımızın mehşur taksisi çıkmaya başlar. Ürkütücü bir şekilde ekrana yaklaşır ve kadrajın sol tarafına doğru yaklaşarak görüntüden ayrılır. Tam burada olağandışı bir görüntü ile karşı karşıya kalır izleyici. Filmin ismi yani Taxi Driver yazısı belirir ekranda ama bu yazı taksinin geçişi ile birlikte, hemen arkasından tersten çıkar.

Kırmızı her zaman karamsarlığı, kötülüğü simgeler ve bizim usta Scorsese daha filmin ilk saniyesinde bizde karamsar bir insan ile karşılaşacağımız izlenimini yaratır. Nitekim Robert De Niro yazısı ilk çıktığında siyah üzerine kırmızı ile yazılmış ve kadrajın alt taraflarındadır. Bu da kahramanın filmdeki seviyesini belirtir. Birkaç saniye bu yazı kadrajda kaldıktan sonra sisli bir görüntü ile karşılaşır izleyici. Bu giriş sahnesi müzik ile tamamen bütünleşmiş bir şekilde anlatılır izleyiciye. Filmin ilerleyen dakikalarında kendi doğruları ile çatışan bir karakter ile tanışacağız. Karakterin çevresinde birçok kötü insan olacak ve bu kötülerin çoğu ana karakter tarafından öldürülecek. Öldürülen bu insanların hemen hemen hepsinin de kahramanın taksisi ile bir ilişkisi var. Dikkat edecek olursanız cehenneme gönderme yaparken yani ilk sahnede sislerin yerden yükseldiği gösterilirken taksi sisi bir canavar gibi yarıp geliyor. Yani cehennemin içinden güçlü bir şeymiş gibi çıkıyor. Filmin sonunda da öyle oluyor. Kötü olanlar ölürken kahraman hayatta kalıyor ve cehenneme gitmekten o anlık kurtuluyor.  Peki, neden alt açı. Alt açının kullanılma nedeni zaten yukarıda anlattıklarımın çoğunun sinematografik bir dille anlatılması içindir. Sisli görüntünün altından taksinin çıkması ile birlikte bir bas sesi gittikçe sıklaşarak vurmaya başlar. Bu iki kez tekrarlar. Bu esnada taksi izleyicinin üstüne üstüne gitmektedir ve müzik ile birkilte bu taksinin, sıradışı çok önemli bir taksi olduğu vurgulanmak istenir.

Filmi Travis’in ağzından dinlediğimiz için onun iç dünyasına da fazlasıyla dahil oluyoruz. Puslu geçmişinden ve geleceğe dair planlarından, kendini gösterme çabalarına kadar her şeye hakimiz. Betsy’nin dikkatini çekme çabaları işe yaramıyor, sonra Palantine’e suikast düzenlemeye çalışıyor. Onda başarısız olunca başka türlü temizleme yoluna gidiyor ve filmin en çabuk geçen sekansı başlıyor. En az Travis’in kendisi kadar soğukkanlı geçen bu son silahlı saldırı sahnesi ile ironik bir şekilde Travis dikkatleri üzerine çekmeyi başarıyor.



Vietnam savaşından yeni dönen Travis uykusuzluk hastalığına çözümü geceleri taksi şoförlüğü yapmakta arar. New York’un en belalı yerlerinde çalışır.. Uyuşturucu satıcıları, gangasterler, fahişelerle dolu bir bölge. Seçim kampanyasında başkan adayı Paladin için çalışan Beatsy ile tanışır.. Onunla tanışması da pek normal değildir.. Bir süre takip eder çalıştığı yerin etrafında.. Sonra yanına gider.. İkna eder güzel kadını… Çay – kahve içtikten sonra, bir sonraki buluşmada sinemaya gidilecektir. Yanlış bir film seçimi herşeyi berbat eder. Travis bir sonraki görüşmeleri için telefonda Beatsy’i çok arar.. Başarılı olamaz. Yönetmenin dediğine göre en kritik sahne budur.. Kamera Travis’ten koridor’a, boşluğa döner. Issız Adam’ı andıran bir sahne..

En ilginç olan kısım taksinin arkasından çıkan Taxi Driver yazısının neden tersten çıktığıdır. Bir filmi tanımlayan filmin bütününü kapsayan şey filmin ismidir. Ve bu isim filmin içeriğini temsil eder. Dolayısıyla isim üzerinde yapılan değişiklikler de filmin gidişatı hakkında bize bilgi verir. Burada yazının ters bir şekilde çıkması izleyicide tıpkı çarpık karelemedeki durumun verdiği psikolojik bir gerilim etkisi yaratır.

Ama neden gerilim yaratma isteği duydu yönetmen?  Neden izleyiciyi rahatsız etme isteği duyu? Buradan iki anlam çıkıyor ve ikisi de filme tamamen paralel. Tam da bu noktada filmin senaryosu devreye giriyor. Birinci anlam; kahramanın hiçbir işinin yolunda gitmemesi, hiçbir şeyin istediği gibi olmaması yani kısacası hayatındaki herşeyin ters işlemesi. İkinci anlam ise kahraman yani taksi şoförünün bilindik taksi şoförlerine benzemediği yani normal bir insan olmadığı…

Film Amerikan Yeni Sağ akımı içerisinde büyük yer sahibidir.Filmde dönemin bazı sorunları yansıtılmıştır. Bunlardan biri Amerikalıların zencilere bakış açısıdır. Travis zenci kişilerle iyi bir iletişim içine girmemiş aynı zamanda düşmanca bir tavır sergilemiştir. Markete giren hırsızın, yani Travis’in bahsettiği pislik türlerinden biri,zenci olması bunu destekler niteliktedir. Genel olarak baktığımızda Travis tutarsız bir karakterdir. Karşı çıktığı şeyleri yapar. Öbür yandan kötülükle savaşır. İdeali uğruna kötü insanları öldürür. Filmin müzikleri sahnelerle uyumlu ve çok etkileyicidir. Tüm olaylar taksiyle bağlantılıdır. Derin kişilikli karakter ve dönemin sorunlarını yansıtması açısından düşündürücü ve vakit harcanması gereken bir filmdir.

 

BU GÖNDERİYİ ARKADAŞLARINLA PAYLAŞMAK İSTER MİSİN?