Yolların akıp gittiğini düşünmüşümdür hep ayaklarımın altından. Etraftaki insanların simaları kazınır aklıma başka birgün kendilerini tanımam için. Hepsinin ortak noktası ise bir amaç uğruna koşuşturmaları. Hepsinin bir amacı, hepsinin bir çabası var; iyi yerlere gelmek büyük insan olmak, kazandığının üstüne bir tık daha eklemek… Kimileri çaresiz, kimileri bıkmış, kimilerininse keyfi şimdilik yerinde. Ama hepsi koşuşturuyor…
Oysa ki ortak hedefimiz, ortak varış noktamız aynı değil mi? Yerinde duranla, çabalayan insanın ortak son durağı: Ölüm. Hepimiz yarınımız garantideymişçesine boğulduk hayatın içinde. En erken koyduğumuz hedefler bile çok uzak olabilir bazen. Bir hedef koymamak, boş bir hayat sürmek değil kastettiğim. Karamsarlık hiç değil. Sadece garantisi elimizde olmayan bir hayatta ilk hedefimiz, iyi insan olmak olmamalı mı sizce? Yaşadığımız günün son gün olmadığını bilemeyiz. Hiç değilse son günümüz iyi bir insan olarak geçsin, sonrasında ise bir ömür. Hayatın güzelliğini görmezsek bir ömür koşuştursak ne fayda. Soldaki denizi, sağdaki palmiye ağaçlarını, tepedeki dağların nizamını… Sevgiyi hissetmezsek ne anlamı kalır bunca koşuşturmanın? Sevdiğimiz insanların yüzündeki bir gülücük daha mı değersiz paradan? Annemizin gönül rızası hafif mi kalır patronumuzun gözüne girmekten? Hayır, hepsi değerli bunların ama bazı şeylerin daha değerli olması gerekiyor benim fikrimce. Çünkü bu hayatta istemesekte koşuşturmak zorundayız. Bu koşuşturmaca da düşersek birinin elimizden tutması gerekiyor. İşte etrafımızda bizi kaldıracak birisi yoksa, mezara girmesekte yaşarken ölmüşüz demektir. Bu nedenle sevin, gülün, size değer verenlere karşılık verin. Bu kaos ortamına dönmüş koşuşturmaların içinde hayatı da görün. Kuşları, bulutları, çiçekleri de… Unutmayın dünyaya bir defa geliyoruz. Tadını çıkarmazsak pişman olacak vaktimiz bile olmayacak. Bu yüzden, yaşamı görün ve keyfine varın!

BU GÖNDERİYİ ARKADAŞLARINLA PAYLAŞMAK İSTER MİSİN?